Covid-19’ün dünya ile birlikte ülkemizde de hızla yayılması üzerine şirketlerin işveren olarak alması gereken önlemler de gündemimizde. Bu yazıda Koronavirüs nedeniyle İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı kapsamında işverenin yükümlülüklerini, işçinin çalışmaktan kaçınma hakkını ve işçiye iş yerinde virüs bulaşması halinde iş kazası olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini anlatacağız.

Koronavirüs kapsamına iş verenin alması gereken önlemler 

Salgın hastalıklar, iş sağlığı ve güvenliği ile doğrudan ilgilidir. Bu nedenle bir vaka meydana geldiğinde, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca işverenin bazı sorumlulukları doğar. Kanunun 4. maddesine göre  işverenler, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda, kanun işveren için şunları der:

  • Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapmalıdır.
  • İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlamalıdır.
  • Risk değerlendirmesi yapmalı veya yaptırmalıdır.
  • Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne almalıdır.
  • Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri almalıdır.

Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 virüsünü pandemi olarak ilan etti. Vaka sayıları tüm dünya ile birlikte ülkemizde de giderek arttığı için işverenlerin iş yerinde; işveren veya işveren vekili, iş yerinde sağlık ve güvenlik hizmetini yürüten iş güvenliği uzmanları ile iş yeri hekimleri, iş yerindeki çalışan temsilcileri, iş yerindeki destek elemanları ve iş yerindeki bütün birimleri temsil edecek şekilde belirlenen ve iş yerinde yürütülen çalışmalar, mevcut veya muhtemel tehlike kaynakları ile riskler konusunda bilgi sahibi çalışanlardan oluşacak bir risk değerlendirmesi ekibi kurması gerekir. Bu ekip gerektiğinde risk değerlendirmesi yapacaktır.
    
Risk değerlendirmesi, kanunun 3/ö maddesinde “iş yerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmalar” olarak tanımlanır. İş yerinde risk değerlendirmesinin yapılmasının usul ve esasları İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği ile düzenlenir.

Koronavirüs tehlikesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 8/3/g hükmü ile düzenlenen “çalışma ortamına ilişkin hijyen koşulları ile çalışanların kişisel hijyen alışkanlıklarından kaynaklanabilecek tehlikeler” arasında değerlendirilebilir. İş yerinde Koronavirüs tehlikesinin belirlenmesinin ardından işveren aşağıdakilerle yükümlüdür:

  • Tehlikenin sebep olabileceği risklerin hangi sıklıkta oluşabileceği ile bu risklerden kimlerin, nelerin, ne şekilde ve hangi şiddette zarar görebileceğini tespit etmek
  • Tespit edilen riskleri, işletmenin faaliyetine ilişkin özellikleri, işyerindeki tehlike veya risklerin nitelikleri ve işyerinin kısıtları gibi faktörler ya da ulusal veya uluslararası standartlar esas alınarak seçilen yöntemlerden biri veya birkaçı bir arada kullanılarak analiz etmek
  • Tespit edilen riskleri en yüksek risk seviyesine sahip olandan başlayarak sıralamak
  • Tespit edilen riskler için uygun kontrol tedbirleri belirlemek
  • Belirlenen kontrol tedbirlerini uygulamak, uygulanıp uygulanmadığını düzenli olarak izlemek
  • İş yerinde yürütülen risk değerlendirmesi sürecine ilişkin bilgi ve belgeleri saklamak

İşveren bu sürece aykırı hareket ederse kanunun 4. ve 10. maddelerindeki yükümlülükleri yerine getirmediği için idari para cezası ile karşılaşabilir.

Koronavirüs tehlikesine karşı işverenin İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerinden bir diğeri de iş yeri hekimlerine yüklenmektedir. İş yeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in 9. maddesinde sayılan iş yeri hekimi görevlerinden biri de “bulaşıcı hastalıkların kontrolü için yayılmayı önleme ve bağışıklama çalışmalarının yanı sıra gerekli hijyen eğitimlerini verme, gerekli muayene ve tetkiklerinin yapılmasını sağlamaktır.” İş yerinde Koronavirüs tehlikesinin varlığı tespit edilirse iş yeri hekimi işçilere konuyla ilgili eğitim düzenlemek ve işçileri belirli aralıklarla muayene etmekle yükümlüdür.
 
İşçinin Koronavirüs tehlikesi sebebiyle çalışmaktan kaçınma hakkı 

Kanunun 13. maddesi, çalışanlara Koronavirüs tehlikesine karşı çalışmaktan kaçınma hakkını verir. Madde, Koronavirüs gibi ciddi ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya kalındığında iş yerindeki İş Sağlığı Ve Güvenliği Kurulu’na, böyle bir kurul yoksa işverene başvurarak durumu tespit edip gerekli tedbirleri almasını talep edebilir. İşverenin talebiyle de kurul acilen toplanır (kurul yoksa işverenin derhal karar verir) ve durumu bir tutanakla tespit edip ve alınan kararı talepte bulunan işçiye ve iş yeri çalışanı temsilcisine yazılı olarak bildirir. Kurul veya işveren işçinin talebi yönünde karar verirse işçi, iş yerinde gerekli tedbirler alınıncaya dek çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir.

İşçiler, ciddi ve yakın tehlike önlenemez durumdaysa bu usule uymak zorunda olmadan iş yerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gitme hakkına sahiptir. İşçilerin bu hareketinden dolayı işveren onların hakkını kısıtlayamaz.

İşveren gerekli tedbirleri işçinin talebine rağmen almazsa işçi iş sözleşmesini kıdem tazminatına hak kazanır şekilde feshetme hakkına sahiptir. İşçi, İş Kanunu’nun 24/II/f hükmündeki “çalışma şartlarının uygulanmaması” hükmünden hareketle iş sözleşmesini haklı sebebe dayanarak derhal feshetme hakkına sahip olur.

İşçinin kurul ya da işveren tarafından gerekli tedbirlerin alınmasına dek çalışmaktan kaçındığı süredeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklı kalır, işçi bu sürelerde çalışmasa da işverenin ücret ödeme borcu devam eder.
 
Koronavirüs’ün iş kazası olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği 

Ülkemizde virüsün giderek yayılmasıyla bu virüse yakalanan bir işçi, iş kazası kapsamında değerlendirilebilir mi? İş kazası, kanunda 3/g maddesi ile “iş yerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay” olarak tanımlar. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 13. maddesinde ise iş kazası şöyle tanımlanır:

  • Sigortalı işçinin iş yerinde bulunduğu sırada
  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle
  • İşverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda
  • Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda
  • Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında 

meydana gelen ve sigortalı işçiyi hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/5018 E. 2019/2931 K. ve 15.04.2019 tarihli kararında, tır şoförü olan davacı işçinin davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği ve işçinin işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanır.

Her bir vaka, kendi içinde ve kendi şartları dâhilinde değerlendirilmelidir. Bununla birlikte Yargıtay kararında da belirtildiği gibi Koronavirüs’ün iş kazası olarak kabul edilebilmesi için işçiye virüsün işyerinde veya işveren tarafından verilen bir görevini yerine getirirken bulaşıp bulaşmadığı tespit edilmelidir.

Virüsün nerede ve ne şekilde bulaştığının ispatı zor olsa da işçinin virüse yakalandığının iş yerinde veya işle ilgili bir etkinlik sırasında veya işveren tarafından verilen bir görevi ifa sırasında bulaştığına dair güçlü emareler varsa (örneğin; işçinin yurtdışı görevlendirmesinden döndüğü tarihten sonra Koronavirüs belirtileri göstermesi) ve bu sağlık raporları ile kayda geçirilmişse iş kazası olarak değerlendirilebilir. 

Uygulamada, iş yerinde veya işçinin işi ile ilişkili olması şartıyla iş yeri dışında Koronavirüs’e yakalanmasının da iş kazası olarak değerlendirildiği durumlarla karşılaşılmıştır.  Bu durumda dahi işveren tarafından gereken tedbirlerin alındığı ispat edilir ve Koronavirüs ile iş yeri ve/veya çalışma arasındaki herhangi bir illiyet bağı bulunmazsa işveren sorumluluktan kurtulabilir. Kısacası işverenler tarafından gereken tüm tedbirler özenli bir biçimde alınmalı ve bu durum belgelendirilmelidir.

Sistem Global, sektörün en kapsamlı destek sunan online platformu eDanışman’ı, ülkedeki tüm firmaların ve kişilerin kullanımına sunuyor. Detaylı bilgi için tıklayın.


İşletmeniz için en uygun Mikro Yazılım programını seçmek için tıklayın.

Şimdi Mikro Yazılım programlarını kiralama modeliyle de kullanabilirsiniz.